• Merhaba Sayın Üyelerimiz, Forumumuzda Warez (İllegal) paylaşımların tamamı yasaktır. Yasaklı içerik paylaşımı tespit edildiğinde konu derhal kaldırılacaktır.

'İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü' davasının 82. duruşması sona erdi

Haberci

Moderator
Yönetici
6aab0845da60b2a9a6a1c5d2.jpg

İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen duruşmada savunma yapan tutuksuz sanık reklamcı Kabil Taşçı, iddianamede ismi geçen firmalarla taşeronluk, üretim ve cari hesap ilişkisi olduğunu söyledi.

İBB ve iştiraklerinden doğrudan ihale almadığını belirten Taşçı, "Yalnız kamu bağlantılı işlerde değil, farklı özel kurum ve şirketlerin de işlerinde çalışmaktayım. Soruşturma sırasında toplam 4 fatura işlemine ilişkin ifade verdim. Bu işlemlerin tarihini, numarasını ve tutarını bildirdim." dedi.

İlginizi Çekebilir

Taşçı, bir firmaya düzenlenen 749 bin 300 liralık faturanın düzenlendiği tarihte sadece 250 bin lira tutarında tamamlanmış iş bulunduğunu ifade ederek, "Kalan bölüm devam eden ticari ilişki kapsamında ileride yapılması planlanan işlere ilişkindi. Bu işlerin bir kısmı sonradan iptal edilince ilgili bedel faturanın iptal süresi geçmiş olduğundan cari hesap ilişkisi içinde Seyrantepe'deki ofisinde Vedat Şahin'e (sanık) nakden ve elden iade edilmişti. Bu durum benim açımdan faturanın baştan itibaren gerçek dışı düzenlendiği veya örgütsel para aktarımı yapıldığı anlamına gelmez. Vedat Şahin isimli kişiye elden para teslim ettiğimi kabul ediyorum ancak kendisi bu parayı ne yapmıştır, ben bunu bilemem." iddiasında bulundu.

Başka bir firmaya düzenlenen 17 Haziran 2022 tarihli 145 bin 600 lira 20 kuruşluk faturaya konu işin yapıldığını ise açıkça kabul ettiğini belirten Taşçı, "Serbest kaldıktan sonra ticari kayıtlarımı inceleyerek firmaya ait iki faturayı daha tespit ettim. Bunun üzerine 19 Haziran 2025 tarihinde kendiliğimden savcılığa giderek 18 Mart 2022 tarihli 54 bin 752 lira ve 6 Nisan 2022 tarihli 62 bin 481 lira fatura bedellerini açıkladım. Yapılması planlanmasına rağmen gerçekleşmeyen bu işlere ilişkin hesabıma gelen bedelleri bankadan çekerek şirketin sahibi olan Eyüp Subaşı (sanık) ile konuşarak şirket muhasebecisi Murat Bey'e teslim ettiğimi bildirdim. Beyanlarım toplam 4 faturayla sınırlıdır." ifadelerini kullandı.

Taşçı üzerine atılı "suç örgütüne yardım" ve "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" suçlamalarını reddederek, açıkladığı hatalı işlemlerden dolayı pişman olduğunu söyledi.

Sanığın çapraz sorgusu sırasında söz alan tutuklu sanık Murat Ongun, "İlk ifadenizde, 'Ben kimseye naylon fatura kesmedim, anlattığım her şey bütünüyle gerçektir.' diyorsunuz. İkinci ifadede iki sahte fatura kestiğinizi kabul ediyorsunuz. Üçüncü ifadede iki sahte fatura daha kestiğinizi ifade ediyorsunuz. Yani üç beyan, üçünde de farklı, birbirinden farklı bilgilerle dolu. Mahkeme heyeti sizin biraz evvel, 'Bütün içerikleri doğrudur.' dediğiniz beyanlarınıza neden itibar etmeli?" sorusunu sordu.

Taşçı, bu soruya, "Doğru olduğu için." cevabını verdi.

Ongun'un, "Sahte fatura kesebilirim ama bunların hepsi doğrudur diyorsunuz." demesi üzerine Taşçı, "Yapmış olduğum hatalı işlemleri ben zaten savunmalarımda da, mahkeme huzurunda da söyledim. Yani somut delillerle ispatlayabildiğim her şey doğru olan şeyler." diye konuştu.

"KENDİSİNİN CHP VE BELEDİYE YÖNETİMİ TARAFINDAN BANA YÖNLENDİRİLDİĞİNİ SÖYLEDİ"

Tutuksuz sanık İBB Reklam Yönetimi Müdür Yardımcısı Hakan Karaköse, 2007 yılında İBB'de memur olarak göreve başladığını, 2023 yılının Nisan ayından sonra ise yine Reklam Yönetimi Müdürlüğü bünyesinde müdür yardımcısı olarak görevine devam ettiğini söyledi.

Gözaltı sürecinde kendisini ziyarete avukatların geldiğini anlatan sanık Karaköse, savunmasında şunları kaydetti:

"Tanımadığım avukatlardan biri, kendisinin CHP ve belediye yönetimi tarafından bana yönlendirildiğini söyledi. Yaklaşık 20 yıldır Emlak Yönetimi Daire Başkanlığı bünyesinde çalıştığımı, birçok dosyaya hakim olduğumu, olumlu ya da olumsuz birçok şeye şahit olmuş olabileceğimi bana beyan etti diğer iki avukatın yanında. Bu avukat nereden biliyordu benim birçok olaya şahit olmuş olabileceğimi? Nereden biliyordu 20 yıldır aynı daire başkanlığı çatısı altında çalıştığımı ve tecrübe sahibi olduğumu? Bana eşimin, dostumun, akrabalarımın yönlendirdiği avukatlar bile benim tecrübemi, ne iş yaptığımı bilmezken bu avukat bana bunları beyan ediyordu. Görüşmenin devamında, başkaca avukatların beni etkin pişmanlığa yönlendirebileceğini ve bu nedenle kendisiyle çalışmam gerektiğini ve yönetimin de bu şekilde istediğini bana beyan etmiştir bu avukat. Kim bu yönetim? Ben halen kafamda bu yönetimin kim olduğunu, bu avukatı bana kimin yönlendirdiğini çözebilmiş değilim bir memur olarak."

Avukata kendisiyle çalışmayacağını açık bir şekilde beyan ettiğini, bunun üzerine avukatın kendisine, "Bence böyle yapmamalısın. İyi düşünmelisin. Sürüden ayrılanı kurt kapar. Ben yarın ifade öncesinde tekrar burada olacağım. İyi düşün, taşın, kararını ver." dediğini söyleyen Karaköse, "Açık bir şekilde diğer iki avukatın önünde beni emniyetin içerisinde tehdit etti. Bunun üzerine kendisine bağırdım ve içeri polis memurları geldi. Tutanak tutulmasını istedi avukatlar sağ olsunlar, tutanak tutuldu." diye konuştu.

Sanık Karaköse, bu olayı anlatmasının sebebinin gözaltı sürecinde üzerinde kurulmaya çalışılan baskıyı, yönlendirme girişimlerini ve kendini doğru şekilde anlatma çabasını ortaya koymak istemesi olduğunu belirterek, tutuklandıktan sonra cezaevinde tanımadığı birçok avukat tarafından ziyaret edildiğini söyledi.

Bu ziyaretlerin bazılarından rahatsızlık duyduğunu dile getiren Karaköse, ziyarete gelen avukatlardan bir kısmının kendisini CHP meclis üyesi olarak tanıttığını, bir kısmının ise belediye içerisinden bazı kişilerin selamını getirdiğini söyleyerek konuştuğunu ve ailesinin bir şeye ihtiyaçlarının olup olmadığını sorduklarını, ihtiyaçları varsa bunun belediyece veya parti teşkilatınca karşılanabileceğini söylediklerini dile getirdi.

Sanık Karaköse, 20 yıllık devlet memuru olduğunu, bu ziyaretlerin amacının doğrudan olmasa da aba altından sopa göstermek olduğunu anladığını belirtti.

Hiçbir baskı ve tehdit altında kalmadan savcılığa kendi hür iradesiyle dilekçe verdiğini belirten sanık Karaköse, "Bu dilekçede öncelikle Dijital Deneyim Müzesi ihalesiyle herhangi bir ilgim bulunmadığını bir kez daha açıkça ifade ettim. Aynı dilekçede kendi görev yaptığım birimle ilgili soruşturma sürecine katkı sağlayabileceğini düşündüğüm; bildiğim, gördüğüm ve tanık olduğum hususları açıklayarak savcılık makamına bildirdim." dedi.

Karaköse, belediyede göreve dönüş sürecinin, ifadesi basına yansıdıktan sonra durdurulduğunu, tutuklanıp görevden uzaklaştırılan bazı kamu görevlilerinin tahliye edildikten sonra düzenlenen törenlerle yeniden görevlerine başlatıldıklarını anlattı.

"İFADEMİ GERİ ÇEKSEYDİM, MUHTEMELEN KAHRAMAN İLAN EDİP TÖRENLERLE GÖREVE BAŞLATACAKLARDI"

Sanık Karaköse, savunmasında şunları söyledi:

"Bu kadar çok sanığın ve kamu görevlisinin bulunduğu bir dosyada benzer, hatta çok daha ağır suçlamalarla yargılanan kişiler görevlerine devam ederken, savcılık makamında bildiklerimi anlattığım için, yargılamanın devam ettiği gerekçesiyle göreve başlatılmamış olmamı son derece manidar buluyorum. İşte az önce bahsettiğim dolaylı tehdit ve baskı tam burada başlıyor. Eğer bugün ben ifademi huzurunuzda geri çekseydim, haftaya beni de muhtemelen kahraman ilan edip törenlerle göreve başlatacaklardı. 'Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.' deyimi vardır ya, ben şu an bu durumu yaşıyorum."

İşten çıkartılan diğer arkadaşların durumu örnek gösterilerek kendisine de aynısının yapıldığını söyleyen sanık Karaköse, "Tarafınızca yürütülen kovuşturmanın sağlıklı işletilmesini engellemek amacıyla, maksadıyla yürütülen bir faaliyettir. Ben bu durumu sizin takdirlerinize sunuyorum. Ayrıca, tutukluluğum sona ermiş, adli kontrol yükümlülüğüm kaldırılmış ve görevden uzaklaştırıldığım süreçte, bana daha önce tebliğ edilen müdür yardımcılığı ünvanı da alınmış, yani düz memur olarak bırakıldığım halde, fiilen idare tarafından bildiklerimi anlattığım için cezalandırılıyorum." ifadelerini kullandı.

İhale süreçlerini anlatan sanık Karaköse, ilgili ihalelerin sonucunu öngörebilme ihtimalinin olmadığını belirtti. Sanık Karaköse, hakkındaki atılı suçlamaları kabul etmeyerek, beraatini istedi.

Duruşmada 12 tutuksuz sanığın savunmasının da alınmasıyla, davada toplam 200 tutuksuz sanığın savunması tamamlanmış oldu.

Duruşma, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.

Ailem Güvende soruşturması! Müstehcen içerikli paylaşım yapan 419 sosyal medya hesabına erişim engeli

Okumaya devam et...
 
Geri
Üst